31 Mayıs 2013 Cuma

Hayatın içine yeniden karışıyorum.. yeni işimle..içimden gelenle..yine içinde olup dışında kalmayı başararak hayatın .. bu sefer keyifliyim..

28 Ağustos 2011 Pazar

arada bir gelenin,bir daha gelmeyecek olanın veya gidenin saçlarıdır koklanan..hep yanında olanın değil..

22 Ocak 2011 Cumartesi

bir şiiri şiir yapan şey 'ses'tir..ve sesin tınıları değişir zamanla..değişen insanla.bazen de tek bir şiir bütün bir zamana hükmedebilir.tıpkı tek bir zamanın bütün bir insana hükmedebildiği gibi..

23 Aralık 2010 Perşembe

Bazı kararların öncesi uzuuuuuun bir kararsızlık sonrasıdır...

12 Aralık 2010 Pazar

Hülyalar,Rüyalar..

Bir şeyi gerçekten yapmak istediğinizde önce hayal katilleriyle karşılaşırsınız.
Herbirini inandığınız şeye inandırmanız gerekir.
Ki zaten zar zor bulmuşsunuzdur birşeylere inanmayı..
Aslında inançsızlığa sizde herkes gibi meyletmişken (kendine olan inançtan bahsediyorum,hani şu bir zamanlar kendini bilen,tanıyan ve neleri başarıp neleri başaramayacağını bilen,isteyen,yaratanını hatırlayan,anlayan,seven,onun yolundan giden,kendi mutluluğunu alan,başkalarına mutluluk vermeyi bilen,isteyen,senden,benden... işyerinde önüne her ay bir öncekinden daha yüksek olarak konulan satış hedeflerine olan inancından,satışlar artarsa şirketin büyüyeceğine,şirket büyürse senin de büyüyeceğine olan inancından ve ya insanlığın artık dünyaya olan tek etkisinin doğayı tahrip etmek olduğuna,ilerde su için savaşmamız gerekeceğine olan inancından inandırılmalarından bahsetmiyorum...) yaşamın inanç olmadan ne kuru ve manasız bir hal aldığını farketmeden çoğu kez harala gürele yaşayıp giderken ve ara ara depresyona girip çıkarken bir şey bulmuşum inanacak ;abidik gubidik de olsa..belki mutlu edecek beni..
Ama sonra üzülmeyesin diye başlayan cümleler kurup,sizi düşünüyormuş gibi görünseler de aslında sizin yaşamanıza imkan tanımayan birileri olup çıkanlar bazen en yakınlarınız olabiliyor.
Bir rahat bıraksa herkes herkesi..

Ben kimsenin hülyasına,rüyasına karışmıyorum,anlatılanı dinliyorum ve hep destek olmaya çalışıyorum,müdahale etmiş olmayayım diye hep bir adım geride duruyorum bana mantıklı gelmese de o bahsedilen. Hülyalara,rüyalara saygı duyuyorum.Bunları benliğin bir parçası olarak görüyorum.Bir sevdiğimin önünü böyle açabilirsem mutlu olurum,bende parçası olurum meydana gelen iyi şeylerin.
Henüz hayal iken bir şey ket vurulmasına hayallerimin dayanamıyorum.
Oysaki paylaşılsalar çoğalıp birşey olacaklar belki.
Susacaksın,susacaksın yada susacaksın..hayal katilleri var her yerde.
Çok içim sıkılıyor.

2 Aralık 2010 Perşembe

Doğarken hayat bize birer pencere verdi. İçine bakabilelim diye.
Manzara şahane,manzara kasvetli,manzara duygusal olabiliyordu...
Yaşamımızın ilk yıllarında pencereden gördüklerimize göre birer pencere daha açtık biz de kafalarımızın içinde kendimize.

Hayatın penceresini tercüme ediyordu bu kafamızın içindeki pencere.
Bakış açısı..

Her tercümede bir takım anlam kaymaları olabilir elbette.
Korumak için kendimizi belki de önceleri sadece..ben buyum diyebilmek için hayata.
Seni böyle görüyorum o halde ben buyum!

Hayatın yarısı 'bu' yu inşa etmeye çalışmakla, ondan sonraki yarısı da onu yıkmaya çalışmakla geçiyor sanırım..

30 Kasım 2010 Salı

Planla Plansızlık

Hayatla ilgili plan yapmamaya karar verdim.
Yani planlı bir boşvermişlik içindeyim.
Yani hala tam olarak plansız sayılmam..

:)

12 Kasım 2010 Cuma

Bir noktada ruhun ve aklın dağılmış olması,dağılmadan evvelki durumun dağılmaya müsait bir durum olduğunu,asla sonsuza dek derli tolu kalamayacağını gösterir bir hal olduğundan,evvele dönülemeyeceğine artık ikna olunup,dağılan parçalardan yeni bir inşaya başlamalı.

7 Kasım 2010 Pazar

Pastırma yazı bir gündü. Deniz çarşaf gibi.
Çam kokuyordu arka bahçe ayrılamıyordum.
Deniz kokuyordu ön bahçe ayrılamıyordum.
Alışmaktan korkuyordum.
Ne şanslı ağaçlardı bunlar. Denize uzanan geniş ve sağlam gövdeleri vardı.
Mutlu görünüyorlardı.Dalları dimdikti kıyıya.
Yeşile baktım.Kahverengiye,sarıya sonrada maviye uzun uzun...
Telaşsızdım. Neredeyse zamansızdım.
Ve bir kedi gelip dizlerime oturdu.
Çağırmışım gibi.Sanki çok eskiden beri tanışmışız gibi.
Ruhum ağırlıksızlaştı.Bedenimi de ben unuttum.
Kedi oldum,ağaç oldum,deniz oldum bugün.
Yine gelelim buralara....

Dardanos/Çanakkale.

3 Kasım 2010 Çarşamba

Geleceği öngörememek yani bilinememezlik zannettiğimiz şey bize istediklerimizi yapma fırsatı veren şeydir.

28 Ekim 2010 Perşembe

Hayatla aramda gittikçe açılan bir mesafe var.
Gürül gürül akan şelalenin sesini de duyuyorum. Zaman olsa gerek bu diyorum.
Arka fonda devamlı akıp giden bir belirsizlik var.
Üzerinde sağlam durduğumuzu sandığımız zemin bu yüzden hep oynak.
Aklım karışık,yüreğim titrek.

23 Ekim 2010 Cumartesi

'Kelebek ayları değil anları sayar,yeterince zamanı vardır.' Rabindranath Tagore

22 Ekim 2010 Cuma

Başkalarına verdiği sırlarını unutabilir insan.
Ne zaman ki kendi kurallarını ihlal ettiğinde bir sebepten, sebep bir yana, kendi kendine verdiği sır olur bu kişinin ve asla unutulamaz bir suçluluk gizliliği olur bu. Cezası hep hatırlamaktır.

11 Ekim 2010 Pazartesi

vermekten korktuğu için almamak

'Hayatta gaza basman gereken yerlerde basacaksın gaza' demişti biri bana.Tecrübeydi üstelik konuşan. İstedikçe sahip olabiliyordu çünkü insan.Vericiydi hayat.
Ve hayattan tüm alabileceklerini almalıydı insan.Sonra senden almaya başladıkça verebilecek birşeyleri olmalıydı insanın. Alıcıydı hayat.
Kendinden vermemek için aldıklarından verebilmeliydi zamanı gelince. Aldıklarının onda emanet olduğunu hep hatırlayıp kendini yitik zannetmeden.

8 Ekim 2010 Cuma

Doğru olmayan zaman 'doğru zaman bu zaman mı'  diye düşündüğün andır. Çünkü, doğru olan zamanda zaten o şey olmaktadır.

30 Eylül 2010 Perşembe

İnsan kendini yaşadıkça tanıyor. Zamanın içinde ben buyum diyebilmek ne mümkün.
Yaşarken yazarsa, öldüğünde anlatabilir belki kişi kendini dışından zamanının.
Af dilemek için olur herhalde bu da.
Yoksa ne için? Kime yazacaksın?
Binlerce asırlık anlatılar varken yeryüzünde,bir anı da sen olacaksın.

22 Eylül 2010 Çarşamba

Korktuğuna Yürümek

Olmasından korktuğumuz bir şeyin hep olabileceğini beklemek sırasında yaşadıklarımız,onun olması sırasında yaşadıklarımızdan daha kötüdür.

2 Eylül 2010 Perşembe

Neden Nankör


İnsanlar beklenti oluşturmadan ilişki kuramıyor ne yazık ki. Aldığının-verdiğinin,alacağının-vereceğinin çeteresi hep aklında... Üstelik bu hususta karşısındakinin insan olması bile gerekmiyor. Kedilere nankör derler ya hani.. Yani insanların bir kediden bile ona olan sevgi ve ilgileri sonucunda bir beklentiye girmelerini ve bu beklentinin ise nasıl birşey olduğunu,nasıl karşılanması gerektiğini anlayamıyorum. Ne yapılmalı? Ne isteniyor? Yaşlanınca kedi kendisine mi bakmalı? Fakat,nankör ithamı işte bu beklentilerin karşılanamaması olacak heralde..

6 Ağustos 2010 Cuma

Kendi hayatlarını nasıl yaşayacakları konusunda fikri olmayanlar çokçası başkalarının hayatları hakkında fikir üretiyorlar..

16 Haziran 2010 Çarşamba

Kafiyesiz oluyor hep sevdiğim şiirler.
Kafiyenin samimiyetine inanmıyorum.